www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws





örgü bebek kıyafetleri

img259/9782/bobblehatsetborderyn2.png 

 

img259/3235/bobblefrontbordergw8.png 

 

img259/2168/bobblebackbordercc0.png

EĞER ÖRMEYİ BİLEN ARKADAŞLAR VARSA LÜTFEN BANADA YAZSSIN YAYINLAYIMMMM

çok hoşuma gitti gerçekten galiba tığ ile örülüyorrrr

 

img459/2346/bobblefloorborderev7.png 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Pamuk geleceğin besin maddesi olabilir!

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.

Alman "Die Welt" gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki "gossypol" adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950’li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak "gossypol"suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve
 hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore’nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin "gossypol"u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.
  

Yorum (yok) Yorum yaz!

hayırlı bayramlar arkadaşlar.....

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünyanın en sağlıklı yiyecekleri

Dünyanın en sağlıklı yiyecekleri

(Bu yazı toplam 590 defa okundu)

Kabuklu kuru yemişler, yaban mersini, işlenmemiş süt, açık mezrada kesilen et gibi işlenmemiş yiyeceklerin her zaman sağlıklı olduğu biliniyor. Bitkisel özler, enzimler, vitaminler, mineraller, antioksidanlar, antiinflamatuar ve sağlıklı yağlar içeren bu yiyecekler, sizi sağlıklı ve zinde tutar.

12 YİYECEK
Forbes dergisi, sağlık sayfalarında dünyanın en sağlıklı 12 yiyeceğini açıkladı.

İşte Amerikalı ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden'ın kitabından derlenen dünyanın en sağlıklı gıdaları:

Soğan - sarımsak: Mide, prostat, yemek borusu kanserlerine karşı korur. Kalp hastalığı riskini yüzde 20 azaltıyor.

Yaban mersini: Kanserden koruyan antioksidanlar içerir ve hafızayı güçlü kılıyor. Lif bakımından zengindir.

Fasulye: Kiloyu dengeleyip, kan şekerini düzenliyor. Kolon kanseri ve kalp hastalığından koruyor. İçerdiği lifler sayesinde, uzun ve sağlıklı yaşamın bir parçasıdır.

Somon: En iyi anti-aging gıdası. Omega-3 beyni ve kalbi korur. Ruh halini dengeler ve kan şekerini düzenler.

Süt: Vitamin, mineral ve yararlı bakteriler bakımından zengin olan süt, kanserle savaşan CLA asidini de içerir.

Fındık- fıstık: Haftada 5 kez tüketmek kalp krizi ve kalp hastalığı riskini yüzde 30-50 arasında azaltıyor. Her gün için 25 gramlık, badem, ceviz, fıstık, fındık yeterli.

Kırmızı et: İşlemden geçirilmemiş kırmızı et, omega-3 bakımından zengindir. Özellikle meralarda yetişen hayvanlardan elde edilen etten, makul miktarda tüketildiğinde kanserden koruyor. Protein ve B12 vitamini kaynağı.

Yumurta: Doğanın en kusursuz yiyeceği olarak tanımlanıyor. Protein bakımından zengin ama kalorisi düşük. Beyni korur ve göz sağlığını güçlendirir.

Brokoli: Tüm kanser risklerini azaltır. Mineral ve vitamin oranları çok yüksektir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındıran kimyasallara sahiptir. Brokoli, kabak, brüksel lahanası, kara lahana gibi sebzeler,kanser riskini azaltmaya yardımcı olan indol isimli bitki kimyasalları içeriyor.

Elma: Akciğer kanseri, astım ve diyabete karşı korur. Kemik güçlendiren K vitamini içerir. Yemeklerden 30 dakika önce tüketildiğinde iştahı bastırmaya yardımcı olur

Nar: Antioksidanlar bakımından zengindir. Kan basıncını dengeler, damarları korur ve tümörlerin büyümesini engeller.

Yeşil çay: Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayın değişik formları (siyah, beyaz, yeşil, Çin çayı gibi) anti oksidanlar ve antiinflamatuar içeriyor. Yeşil çay gibi bazı türleri ise, kansere karşı etkili olan katesin isimli bitki kimyasalları içeriyor. Mesane, kolon, nefes borusu, pankreas, rektum ve mide kanserlerine yakalanma riskini azaltıyor. Kilo kontrolünü kolaylaştırıyor.











Yorum (yok) Yorum yaz!

Hamilelikte Tetanoz Aşısı

Hamilelikte Tetanoz Aşısı
Bu yazı 1.812 kez okundu.

Hamilelik döneminde bir çok aşı sakıncalıdır ama tetanoz aşısı bu dönemde yapılabilen aşılardandır. Anne adaylarına yapılan tetanoz aşısı, doğum sırasında anne ve bebeğin öldürücü hastalıktan korunması açısından son derece önemlidir.

 

Halk arasında çok iyi bilinen bu hastalık, 'clostridium tetani' olarak adlandırılan bakterinin vücuda girmesi ile gelişir. İstemsiz kas kasılmaları ve solunum yetmezliğine neden olan bir enfeksiyondur. Tetanoz sadece 'paslı çivi' ya da 'küflü teneke'de bulunmaz. Kişiden kişiye bulaşmaz. Doğada yaygın olarak bulunur. En çok da toprakta bulunur ve toprakla uğraşan kişilerin bu mikrobu almaları kaçınılmazdır. Bir iğne deliğinden ya da çizikten bile girebilen bakteri, çivi veya bıçak gibi aletlerin meydana getirdiği derin yaraları, kesikleri daha çok tercih eder.

Tetanoz mikrobu; toprakta, nemli ortamda, küflü yerlerde, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Bu mikrobu barındıran yerlerin; vücuttaki herhangi büyük ya da küçük bir açık yaraya temas etmesi ile enfeksiyon gelişmeye başlar. Diğer enfeksiyon hastalıklarına göre tetanoz yüksek oranda öldürücüdür. Ayrıca dış ortam şartlarında oluşturduğu sporlar ile de son derece dayanıklıdır. Genelde trafik kazaları ve doğum gibi büyük olaylarla ya da düşme, çarpma gibi ufak kazalarla bakterinin kana geçerek çoğalması sonucunda görülmektedir. Tetanoz; ameliyatlar, yanıklar, yaralanmalar, sıyrıklar, kulak enfeksiyonları, diş enfeksiyonları, hayvan ısırıkları, kıymık batması, piercing ve dövme sonrasında da ortaya çıkabilir.

Bakteri vücuda girdikten hemen sonra zehirli bir madde salgılar. Bu madde kasları uyarıcı etkidedir. İlk belirtileri; baş ağrısı, huysuzluk, ense sertliği, yutma güçlüğü, çene kaslarında spazm, ateş, terleme, kan basıncı artışı ve kalp hızında artış şeklindedir. Baş bölgesinden başlayarak, vücuttaki diğer kasları etkisi altına alır. Uzun süreli kasılma ve kilitlenmelere neden olur. En çok etkilenen kas grupları çene kaslarıdır. Daha sonra kasılmalar aşağıya iner ve bunlara solunum kasları da eklendiğinde hasta nefes alıp vermez hale gelir. Bakteri vücuda girdiğinde kendini genelde ilk günlerde göstermeye başlar.

Hastalık tüm dünyada yaygındır ve her an bu bakteri ile karşılaşma oranı yüksektir. Tanı ve tedavisi güç ve ölüm oranı yüksek olan tetanozdan en önemli korunma yolu aşı olmaktır. Dolayısıyla, tetanoz önlenebilen bir hastalıktır. Özellikle hamilelik öncesi ya da hamilelik döneminde olmak hem anneyi hem de bebeği koruma altına alır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği aşısı gibi canlı aşıların hamilelikte yapılması sakıncalıdır fakat tetanoz aşısı canlı mikroorganizma içermediğinden dolayı hamilelikte güvenle yapılabilecek bir aşıdır. Daha önce tetanoz aşısı hiç yapılmamış veya aşı yapılmasının üzerinden 10 yıldan fazla süre geçmiş olan hamilelere tetanoz aşısı yapılması gereklidir.

Gelişmekte olan bir çok ülkede doğum sonrası kordon kesiminde taş, bıçak, ustura gibi kirli ve dezenfekte olmamış aletler kullanılmaktadır. Bu da yeni doğmuş bebeğin ölümüne neden olmaktadır. Yenidoğan tetanozuna yakalanan bebekler normal doğmasına rağmen, doğumdan sonraki 2-30 gün arasında emmeyi bırakırlar ve kaslarındaki kasılmalar sonucu vücutları kaskatı kesilir. Ülkemizde de bu ölümlerin sayısı yüksektir ve bu nedenle bu aşıyı olmak hem anne adayını hem de bebeği doğum ve doğum sonu dönemde tetanoz hastalığından korur.

Tetanoz aşısı yapılan anne adayında oluşan antikorlar bebeğe de geçer ve bebeği yenidoğan döneminde oluşabilecek tetanoz hastalığına karşı koruma sağlar. Doğumdan sonra bebeğe DTB (difteri, tetanoz, boğmaca) aşısı şeklinde üçlü aşı yapılır ve tetanoza karşı bağışıklık sağlanmış olur. Daha sonra tetanoz aşısının 10 yılda bir hatırlatma dozu yapılmalıdır. Tetanoza karşı bağışık hale gelmek için en az 3 doz aşı yapılmalı. Yaralanmalarda da aşısız herkes risk altındadır. Aşının ardından 10 yıl geçmişse risk vardır.

Tetanoz aşısı hamilelikte her dönemde yapılabilir. Bebeğin gelişiminde ilk üç ay önemli olduğundan genelde aşılar üç ay sonrasında, 4-8 hafta arayla toplam 2 doz uygulanmaktadır. Eğer daha önce tetanoz aşıları tam olarak yapılmışsa ve son aşının üzerinden 10 yıldan az süre geçmişse hamilelik döneminde yapılması gerekmez. Tetanoz aşısı koldan enjeksiyon yolu ile yapılır. Kadınlar hamile olsun ya da olmasın, erkeklerde dahil olmak üzere tüm bireyler her 10 yılda bir bu aşıyı yaptırmalıdır.

Tetanoz aşısının uygulanış programı;

1. doz : hamileliğin 4. ayı.
2. doz : ilk dozdan en az 4 hafta sonra.
3. doz : ikinci dozdan en az 6 ay sonra.
4. doz : üçüncü dozdan en az 1 yıl sonra.
5. doz : dördüncü dozdan en az 1 yıl sonra.





Yorum (yok) Yorum yaz!

Bu yiyeceklerde kanser riski var!

Bu yiyeceklerde kanser riski var!
İşte dikkat edilmesi gereken o yiyecekler...

AA


Fosfat katkılı yiyeceklerin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.

Güney Kore Seul Üniversitesi'nden Myong-Heng Ço ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, özellikle hazır yiyeceklerde kullanılan, doğal olmayan fosfatın akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi.

Myong-Heng ve ekibi, önce farelere akciğer kanseri hücreleri şırınga etti. Araştırmacılar, fosfat katkılı yiyecekler verilen farelerdeki kanser tümörlerinin, bu biçimde beslenmeyen farelerdekine göre daha hızlı arttığını gördü.

Organik olmayan fosfatların insanlardaki kanser etkisi henüz çok iyi bilinmese de bilim adamları bu tür beslenme alışkanlığının sınırlanmasını tavsiye ediyor.

Et, peynir, içecek ve hazır yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri, gıdaların korunmasının yanısıra yiyeceğin renginin, tadının ve görünüşünün bozulmamasını sağlıyor. Ek fosfat ise gıdanın görünümünü güzelleştiriyor ve su tutmasına yardımcı oluyor.

Araştırma, “American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” adlı dergide yayımlandı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kaşar peynirinde hile!

 Kaşar peynirinde hile!
Süt Üreticileri Birliği Müdürü tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı!

DHA


MİLAS Süt Üreticileri Birliği Müdürü Soner Güney, bazı süt ürünleri üreticilerinin, özellikle kaşar peyniri yapımında `Palm Yağı' kullanmaya başladıkları yönünde duyumlar aldıklarını belirterek, tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı. Güney, Endonezya ve Malezya'da bir çeşit hurmadan üretilen palm yağının sağlığa zararlı olmadığını ancak peynirin kalitesini bozduğunu söyledi.

Soner Güney, süt sektörünün en önemli sorunlarından birinin Palm Yağı ithalatının artması ve süt sektöründe özellikle peynir yapımında kullanılmaya başlanması olduğunu belirtti. Bu olayın sektörü olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Güney şunları söyledi:

"Gıda ürünlerindeki katkı maddeleri kamuoyunun önemli gündemlerinden biri. Son olarak takip ettiğimiz kadarıyla süt ve süt ürünlerinde palm yağı kullanıldığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Özellikle peynir üretiminde kullanılacak sütteki yağın çeşitli teknolojilerle alınıp, yerine daha ucuza mal edilen palm yağının kullanıldığı iddia ediliyor. Her ne kadar palm yağı gıda sektöründe birçok alanda kullanılsa da, insanların bilgisi dışında gerçekleştirilen bu uygulamanın etik dışı olduğu üzerinde duruluyor."

MALİYETİ DÜŞÜRMEK İÇİN

Türkiye'de günde yaklaşık 30 milyon litre süt üretildiğini, bunun önemli bir kısmının da peynir üretiminde kullanıldığını kaydeden Güney, şöyle konuştu:

"Son yıllarda peynir sektöründe maliyetleri aşağı düşürmek için farklı teknolojiler ve maddeler kullanılmaya başlandı. Bunlardan biri de palm yağı kullanılması. Özellikle kaşar peyniri üretiminde kullanılan palm yağının kilosu 1.3 TL. Şirketler, yeni geliştirilen teknolojilerle sütün kendi yağını alıyor, bunun yerine daha ucuza alınan palm yağını enjekte ederek peynir üretiyor. Bu durum hem biz üreticilerin hem de tüketicilerin aleyhine olmaktadır. Tüketicilerin palm yağının kullanıldığını fark etmesi ise zor. Ancak çok gelişmiş analiz ve testlerle ayırt edilebiliyor. Tüketici fiyat farkı nedeniyle hangisi ucuzsa ona yöneliyor. 10 liralık peynir 5 liraya satılıyorsa buna dikkat etmek gerek. 10 litre sütten 1 kilogram taze kaşar elde edilebiliyor. Bir kilogram kaşarda sadece sütün maliyeti 5 TL" diye konuştu.

PALM YAĞI EN FAZLA 2006'DA İTHAL EDİLDİ

Malezya, Batı ve Orta Afrika ile Endonezya'da ekimi yapılan hurmadan elde edilen palm yağının kullanım şekli ve alanları hakkında da bilgi veren Güney şöyde devam etti:

"2008 yılında yaklaşık olarak Endonezya'da 19, Malezya'da 17 olmak üzere toplam 36 milyon ton palm yağının üretildiği tahmin ediliyor. Türkiye'de yemeklik amacıyla ilk palm yağı 1974 yılında TURYAĞ tarafından kullanılmaya başlandı. Bugün ABD dahil dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde palm yağları, soya yağı ile birlikte en büyük kullanım miktarına sahip. Palm yağları yapısı itibariyle trans yağ içermediği için sağlıklı yağ olarak değerlendiriliyor. Ancak doymuş yağ oranının diğer likit yağlara göre biraz daha fazla olması nedeniyle margarinlerde kısıtlı miktarlarda kullanılabiliyor. Son yıllarda Türkiye'de de sabunluk ve yemeklik amaçlarının dışında palm yağları büyük oranda biodizel üretiminde kullanılmaya başlandı. Palm yağı en fazla 2006'da ithal edildi."

İYİ KAŞAR KESİLİNCE UFALANMAZ

Piyasada bulunan iyi ve kötü kaşarları ayırt etme yöntemlerini de anlatan Güney, "Kaşar peyniri, dilimlenebilir yarı sert peynirlerdendir. Bu peynir sarımsı, beyaz-sarı renkli ve hafif tuzludur. İyi bir kaşar peyniri, düzgün kalıplı olmalı. Kesilince ufalanmamalı ve eğilip bükülmeye dayanmalı. Peynirin kıvrılması sırasında peynir çatlamıyorsa eksik süt kullanılmadan yapılmış demektir ve makbuldür. Taze kaşarda en önemli nokta görüntü ve lezzet. Tüketicilerin ayrıca fiyatlara dikkat etmesi gerekiyor. Çok ucuz peynire kanmasınlar" dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mucize doğum!

 Mucize doğum!


Hint asıllı 60 yaşındaki Kanadalı bir kadının, tüp bebek yöntemiyle ikiz doğurduğu bildirildi.

CBC kanalının haberinde, Hindistan'da tüp bebek tedavisi gören kadının, Calgary kentindeki bir hastanede sezaryenle doğum yaptığı ve prematüre bebeklerin 7 hafta erken doğduğu belirtildi. Bebeklerden birinin solunum cihazına bağlanmasına karşın, her iki bebeğin de durumunun iyi olduğu kaydedildi.

Kilo alana ve nefes alıp vermeleri düzene girene dek bebeklerin hastanede tutulacakları ifade edildi. Yaşı nedeniyle Kanada'da tüp bebek yöntemi uygulaması reddedilen kadının, daha önce 3 kez düşük yaptığı bildirildi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda
İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

Gıdalar üzerinde yapılan çalışmalar bir araya toplandı. Sağlıklı kalabilmek için yenmesi gereken 100 gıdanın listesi çıkarıldı. İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

İnternet üzerinden yayın yapan sağlıklı yaşam sitesi FoodProof.com, dünya çapındaki saygın üniversiteler tarafından kişinin daha sağlıklı, verimli ve uzun bir yaşam sürmesi için gıdalar üzerinde şimdiye dek yürütülen tüm araştırmaları inceledi. Daha sonra da hangi gıdanın neye iyi geldiğini derleyerek en faydalı 100 gıdadan oluşan bir liste hazırladı. Sindirim, uyku, enerji, daha iyi bir görme duyusu için gerekli ve beyni çalıştırmaya, genel verimliliği arttırmaya yarayan 100 gıdanın listesi şöyle:

SAĞLIKLI VÜCUDUN REÇETESİ

Enerji veren ve beyni güçlendirenler:

Patlıcan, Kuru üzüm, Fasulye, Mısır, İncir, Ton balığı, Ispanak, Tavuk, Taze fasulye Şalgam, Sazan, Humus, Ekmek, Fıstık ezmesi, Barbunya, Bal, Ceviz, Ayçekirdeği, Limon, Adaçayı

Gözleri kuvvetlendirenler:

Çilek, Havuç, Keten tohumu, Meyveli dondurulmuş yoğurt

Genel olarak sağlığa iyi gelenler:

Somon, Karides, Su, Hindi, Yeşillikler, Dereotu, Erik, Taze patates, Papaya, Armut, Karnabahar

Soğuk algınlığıyla mücadele edenler:

Portakal suyu, Dolmalık biber, Yeşil çay, Kabak çekirdeği, Salatalık, Tarçın, Sarımsak, Kayısı, Kırmızı biber, Kızılcık, Karanfil, Turunçgiller

Kansere karşı etkili olanlar:

Yaban mersini, Kıvırcık, Lahana, Domates, Pırasa, Brokoli, Çavdar ekmeği, Ahududu, Fesleğen, Mantar, Brüksel lahanası, Su yosunu

Tansiyonu dengeleyen kalp dostu gıdalar:

Muz, Siyah çikolata, Deniz tarağı, Marul, Zeytin, Kivi, Üzüm, Kara lahana

Düşük yağlı doyurucu gıdalar:

Acı salsa sosu, Yumurta akı, Geyik eti, Yoğurt, Peynir, Süt, Badem, Patates, Karpuz, Bezelye, Levrek, Diyet gazlı içecekler, Soya sütü, Tam tahıllı makarna, az yağlı meyveli yoğurt

Uykuyu kolaylaştıran ve mide dostu gıdalar:

Siyah fasulye, Kepek, Avokado, Elma, Esmer pirinç, Soğan, Greyfurt, Enginar, Barbunya, Kereviz, Bamya, Nane, Zencefil, Ananas, Kavun, Soya fasulyesi, Kuşkonmaz n DIŞ HABERLER

Yorum (yok) Yorum yaz!

adadım

Yorum (yok) Yorum yaz!